Hamd alemleri terbiye eden Allah’a mahsustur. Sadece ondan ister ve sadece ona sığınırız. Elçisi Muhammed (sav) salât ve selâm olsun. Ashâbına ehline dostlarına selâm olsun.
Peygamber efendimiz (sav) bir hadisinde Allah’a sunulan en iyi, en sevimli amelin Az olup, sürekli olanıdır diye buyurmuştur.¹
İnsan az ve devamlı olarak yaptığı tüm işlerde %99 üstesinden gelmiştir. Bu söz bir nevi hayat kanunu bir ilkedir. Tüm işler azar azar üstesinden gelinir, azar azar üstesinden gelen her kim ise o işe gayret eder, heyecan duyar, sevgi besler. Tüm bunlardan sonra ciddi bir mahsul ortaya çıkar. Çünkü sevginin beslediği hiçbir şey zâyi olmamıştır. Kıymeti biliniyor, değeri çok yüksek oluyor nezdinde. Hergün mes’urât okuyan adam okumadığı gün için pişmanlık duyar. Her hafta dersine giden adam gitmediği gün o derse gidemediğine hasret kalır. Bu türlü salih amellerin sürekliliği kişiyi daha çok motive ediyor. Ama şu konuya çok dikkat edilmesi gerekiyor; Kişinin yaptığı amel o kişiyi kesinlikle o amelinden dolayı cennete götürmeyecektir. Böyle bir beklentiye girmek çok büyük yanlıştır. Her ne kadar mükemmel bir şoför olsan da trafik ışıklarına riayet etmezsen trafikte aykırı bir eylem yapmış olursun.
Bizler az ve öz bir şekilde Allah’ın her daim bizden istediğini yapmamız gerekmektedir. Farzlara hassasiyeti olmayan kişiyi teheccüd namazı kurtarmaz, inancı uğruna çalışmayan, gayret etmeyenin, tuttuğu oruç kıldığı namaz o kişiye fayda vermez. Dinimiz bizlere namazı farz kıldığı gibi cihadı da farz kılmıştır. Dinimiz bizlere iyiliği emir ettiği gibi, kötülükten men etmiştir. Hal böyle iken çok zor zamanlardan geçiriyoruz. Dinin bir kısmına iman edip, bir kısmını terk etmiş durumdayız. Şuan şahitlik ettiğimiz Ümmetin kanayan yarası Gazze’nin hâli bizleri kahru perişan ediyor.
Acınası bir gerçek varsa o da bizim halimizdir. Üzüntümüz ise elimizden hiçbir şeyin gelememesidir. Somut adımlar atmak için kanımız su gibi aksın, canımız namus ve şeref uğruna feda olsun. Lakin Gazze konusunda sınıfta kaldık. Irak savaşında geride kaldık, Çeçenistan’da geri kaldık. Afganistan’da geri kaldık. İleri atılamadık. Nefislerimiz zevkimiz hevamız bitmek bilmedi. Sloganlar meydanlara çıkmak ütopik hal aldı. Hatta makaleler yazmak, trendler olmak için ezgiler, atkılar, marşlar sıradanlaştı. Bu gerçekler hakikat gibi göz önündedir. Hiç şüphesiz Gazze’nin bu zorlu zamanlardan geçmesi doğacak güneşin sancısıdır. Mübarek Ramazan ayında Allah onları asla zayi etmeyecektir. Gazze dışında kendisini İslam’a nispet ederek “Ben Müslümanlardanım” diyen adamlar Hasan Basri’nin (rhm) aktardığı bu söz ile mukayese etsinler;
Sizler onları görseydiniz bunlar deli mi derdiniz?
Onlar sizleri görseydi bunlar müslüman mı derlerdi?
Kendimizi ashabı kiram ile kıyaslandığımızda çok geride kaldık. Ama her daim hayran kaldık. Sözlerini fiilerini aktarmada en önde olduk. Ama amel noktasında en geride kaldık. Onları taklit etmekten dahi çekiniyoruz. Bizden birine sorulsa Bedire katılmak ister misin? Tabi ki evet. Uhud’a katılır mısın? Tabi ki evet. Derdik… Bugün Gazze bediri, uhudu, hendeği yaşıyor. İman ederek Müslüman olarak hareket ediyor. Düşmanlarını düşman bileceğiz, sevdiklerini seveceğiz. Bugün siyonist kâfirlerle mücadelemiz yoksa tam manada iman kalbimize yerleşmemiştir demektir. Elimizden, dilimizden somut olarak birşey gelmedi. Ama kalbimiz ile mutlak bir şekilde buğz edeceğiz.
Köşede biriktirdiğimiz biraz gelirimiz vardır muhakkak, yoksa açlıktan, kıtlıktan ölürüz ya… Evet acı bir durum daha var. İçimizde salih insanların az olduğudur. Efendimiz (sav) bize geçmiş kavimlerden mağarada mahsur kalan 3 kişiden haber veriyor. Hadis şu şekildedir;
Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Ömer İbni’l-Hattâb (rd) anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:
“Sizden önce yaşayanlardan üç kişi bir yolculuğa çıktılar. Akşam olunca, yatıp uyumak üzere bir mağaraya girdiler. Fakat dağdan kopan bir kaya mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine birbirlerine:
▫️Yaptığınız iyilikleri anlatarak Allah’a dua etmekten başka sizi bu kayadan hiçbir şey kurtaramaz, dediler. İçlerinden biri söze başlayarak:
🔹Allahım! Benim çok yaşlı bir annemle babam vardı. Onlar yemeklerini yemeden çoluk çocuğuma ve hizmetçilerime bir şey yedirip içirmezdim. Birgün hayvanlara yem bulmak üzere evden ayrıldım; onlar uyumadan önce de dönemedim. Eve gelir gelmez hayvanları sağıp sütlerini annemle babama götürdüğümde, baktım ki ikisi de uyumuş. Onları uyandırmak istemediğim gibi, onlardan önce ev halkının ve hizmetkârların bir şey yiyip içmesini de uygun görmedim. Süt kabı elimde şafak atana kadar uyanmalarını bekledim. Çocuklar etrafımda açlıktan sızlanıp duruyorlardı. Nihayet uyanıp sütlerini içtiler.
🤲🏻 Rabbim! Şayet ben bunu senin rızânı kazanmak için yapmışsam, şu kaya sıkıntısını başımızdan al! diye yalvardı. Kaya biraz aralandı; fakat çıkılacak gibi değildi. Bir diğeri söze başladı:
🔹Allahım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. (Bir başka rivayete göre: Bir erkek bir kadını ne kadar severse, ben de onu o kadar seviyordum). Ona sahip olmak istedim. Fakat o arzu etmedi. Bir yıl kıtlık olmuştu. Amcamın kızı çıkıp geldi. Kendisini bana teslim etmek şartıyla ona 120 altın verdim. Kabul etti. Ona sahip olacağım zaman (bir başka rivâyete göre: Cinsî münasebete başlayacağım zaman) dedi ki: Allah’tan kork! Dinin uygun görmediği bir yolla beni elde etme! En çok sevip arzu ettiğim o olduğu halde kendisinden uzaklaştım, verdiğim altınları da geri almadım.
🤲🏻 Allahım! Eğer ben bu işi senin rızânı kazanmak için yapmışsam, başımızdaki sıkıntıyı uzaklaştır, diye yalvardı. Kaya biraz daha açıldı; fakat yine çıkılacak gibi değildi. Üçüncü adam da:
🔹Allahım! Vaktiyle ben birçok işçi tuttum. Parasını almadan giden biri dışında hepsinin ücretini verdim. Ücretini almadan giden adamın parasını çalıştırdım. Bu paradan büyük bir servet türedi. Birgün bu adam çıkageldi. Bana:
+ Ey Allah kulu! Ücretimi ver, dedi. Ben de ona:
– Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler senin ücretinden türedi, dedim. Adamcağız:
+ Ey Allah kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim. Bunun üzerine o, geride bir tek şey bırakmadan hepsini önüne katıp götürdü.
🤲🏻 Rabbim! Eğer bu işi sırf senin rızânı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıdan bizi kurtar, diye yalvardı. Mağaranın ağzını tıkayan kaya iyice açıldı; onlar da çıkıp gittiler.²
Bugün ümmeti Muhammed kıtlık için yağmur duasına çıkıyor, mallarının çok olması için ellerini gökyüzünden indirmiyor Rab’lerinden sadece mal ve mülk isteyen topluluk, mal, mülk,toprak ile oynamaktadır. Üzerimizden bu toprağı atmamız gerekir. Ümmetin içinde bulunduğu bu hastalık vehn hastalığıdır. Allah’ın bu hastalığı üzerimizden kaldırması için salih insanların, mümin kulların ellerini gökyüzünden indirmesin. Bir avuç kalmış Gazze için somut bir adım atamıyoruz. Devletimiz yok, hâlifemiz yok, şeriatımız yok. Allah’ım bizi Müslümanlardan kıl. Canımızı kanımızı İslâm için akıt. Duamız için bedel ödeyenlerden kıl. Allahümme amin..
¹ |Buhâri,Libas/43
²| Buhârî, Büyû`98,
Mehmet Gezelge | 24 Mart 2024
.